Cinsel Eğitimde Ailenin Çocuğa Yaklaşımı

Cinsel Eğitimde Ailenin Çocuğa Yaklaşımı

Çocuğa cinsel eğitim verilmeli midir,yoksa bu konu hakkında konuşmamak daha mı uygundur?Çocuğun cinsellikle ilgili sorduğu sorulara cevap vermek mi daha uygundur yoksa vermemek mi ? Bunların çocuk üstündeki etkileri nelerdir ?

Günümüzde cinsel eğitim hala, aile yapısına, gelenek göreneklere göre şekillenmektedir.Aşılamayacak bir tabu gibi bakılmakta ve ayıp, yasak, günah kavramlarıyla daha da pekiştirilmektedir.Son derece hassas bir konu olan cinsellik sürekli askıya alınmakta ertelenmekte veya kaçınılmaktadır.Ancak unutmamak gerekir ki anne-babanın yada bakım veren kişinin cinsel eğitimi pas geçmesi ya da yanlış, gerçek dışı bilgiler vermesi ileride çocukta duygusal ve davranışsal problemlere zemin hazırlanmaktadır.

Çocuğun sorduğu tüm sorular ebeveynleri zorlamakta,nasıl doğru cevap verileceği bilinmemektedir.Özellikle cinsellik ile ilgili olan konular işi daha da zora sokmaktadır.Çocuğun sorduğu sorulara doğru,yaşına uygun şekilde cevap vermek en sağlıklısıdır.Çocuk; cinsiyet ,anne-babanın rolü,doğum gibi kavramları merak etmek ve bunlara yönelik sorular sormaktadır.Çocuğa tatmin edici cevap vermemek ya da hiç cevaplandırmamak onun merak duygusunu daha da canlandıracak ve sizden alamadığı cevabı başka kaynaklardan öğrenmeye çalışacaktır.

3 -4 yaş çocukların en çok yönelttiği sorulardan bir tanesi ; “Anne-baba ben nereden geldim?” sorusudur.Çocuğa burada verilecek en güzel cevap yolu; doğru,anlayabileceği dilde bir yaklaşımdır.Çocuğu terslemek,sorusunu cevaplamamak ya da “seni leylekler getirdi” demek yerine ; önce anne babanın rolünü açıklayıp daha sonra uygun şekilde çocuğa bilgi vermek olmalıdır.Örneğin 3-4 yaşındaki çocuğa; “sen annenin karnından çıktın ,orada büyüye bilmen için sıcak bir ortam vardı, orası senin büyüdüğün yer ve vakti geldiğinde seni oradan çıkartıp burada ki yuvana getirdik” demek daha uygun olur.2 yaş çocuğunun ise genellikle cinsiyet ile sorularıyla karşılaşılmaktadır.Örneğin 2 yaşındaki bir kız çocuğu; “neden benimde Ali’nin ki gibi şeyim yok? ” sorusuna ; “kızlar ve erkekler farklı yaratılmıştır,kızlarda öyle bir şey yoktur çünkü ; kızlar büyüdüğünde anne olabilsinler diye” şeklinde cevap vermek en uygunudur.

Sorulara hangi ebeveynin cevap vereceğini ise çocuk kendisi seçer.Çocuk kime yakınlık duyuyorsa soracağı soruyu o ebeveyne yöneltir.Erkek çocuğunun anneye sorduğu cinsellikle ilgili soruya, anne topu babaya atmadan kendisi cevap vermelidir.Zorlandığı noktalarda babadan destek alınabilir,baba burda tamamlayıcı rolde olur.Aynı şekilde kız çocuğunun babaya sorduğu sorularda da baba cevap vermelidir,yine aynı şekilde anneden destek alması gerektiği durumlarda anne tamamlayacı roldedir.Çocuğa “bunu bana sorma, babana sor” demek onu reddetmek demektir.Çocukta duygusal çöküntüye sebep olur ve çocuk bundan sonra her türlü soruyu sormaktan çekinir hale gelir.Yine farklı kaynaklardan öğrenme çabasına girer.Aynı şekilde babanın,”bu soruyu bana değil annene sor demesi” yine çocukta aynı etkiyi yaracaktır.

Cinsellikle,cinsiyetle ilgili soruları yanıtsız bırakmak, çocuğun başka konulara olan ilgisini köreltmek ,merak duygusunu baltalamak demektir.Çünkü çocuk sizin cevap vermediğiniz cinsellikle ilgili konuların bir müddet sonra bastırılması gerektiğini hissedecek ancak içinden o soruları sürekli soracaktır.Cevapsız bırakılan sorular ,yanlış bilgiler çocuğun anne-babaya karşı olan güvenini kaybettirir, çocukta saplantılara sebep olabilir ki bu duygusal yaralanmalar ilerideki hayatında olumsuz bir şekilde ortaya çıkmaktadır.

Uzm.Psk.Gülşah Pınaroğlu

Write a Comment