Kilonun Psikolojisi / Duyguları Yemek

fotolia_1183074_s-604x270

Kilonun Psikolojisi / Duyguları Yemek

Ülkemizde obezite hızla artmaktadır.Sağlık bakanlılığının yaptığı araştırmaya göre kadınlarda görülme oranı %41,erkeklerde %20,toplum genelinde %30 şeklinde bulunmuştur.Toplamda fazla kilolu olanlar %34 fazla kilolu ve şişman olanlar %65 çok şişman olanların oranı %3 olarak bulunmuştur.Peki bu hızla artan kilo probleminin nedenleri nelerdir? Üretilen ve tüketilen ürünlerin, gıdaların yanı sıra psikolojik bir boyutu var mıdır?
Yeme bozuklukları çerçevesinde değerlendirecek olursak, yemek yememek veya yenildikten sonra alınan besinin çeşitli yöntemlerle dışarı atılması nasıl ki psikolojik bir rahatsızlığın sebebi ise aşırı yemek yemekte aynı şekilde psikolojik boyutları olan bir durumdur.Dolayısıyla kilo problemini ortadan kaldırmak,yeme alışkanlığını düzene sokmak için bunun psikolojik nedenlerine değinmek ve diyetisyenle ortak bir yol izlek önemlidir.“İnsanlar neden yiyor ?” sorusuna bulduğumuz tüm cevaplar problemin ortadan kalmasında atılacak en önemli ve sağlam adım olduğunu düşünmekteyim.Kaynağı bilinmeyen hiç bir problem çözüme ulaşmamakla beraber problemden kurtulmak için başvurulan tüm yollar kişiyi stresli ve yorucu bir maratona maruz bırakacaktır.Ve dolayısıyla kişi kilo probleminden kurtulmak için harcadığı zaman ve eforla birlikte fayda sağlayamadığını gördüğünde ümitsizliğe düşecek depresif belirtiler göstermeye başlayacaktır.
Yemek yeme isteğinin iki türlü boyutu vardır; fizyolojik acıkma ve duygusal acıkma. Fizyolojik acıkma bilindiği üzere direncimizi, bedenimizin sağlığını koruyabilmek için gidermek zorunda olduğumuz ihtiyaç dahilindedir.Duygusal acıkma ise; üzüntü,sevinç,öfke,kıskançlık gibi duyguların yemek yeme ile ilişkilendirilmesidir.Kişi duygusal acıkma ile yemek değil aslında halledemediği duygularını yemeye başlar. Duygusal acıkma farkında olmadan bir çok kişinin yaşadığı bir durumdur ancak bağımlılık haline dönüştüğünde problemler artmaktadır.
Aşırı yemek yemek oral fiksasyonun bir sonucu olarakta düşünebiliriz.Yani kişinin geçmişinde 0-1 yaş arasındaki oral dönemde ki duygusal hazzın ağız yoluyla aktarımında yaşanan sıkıntılar ileri ki yaşlarda çeşitli sorunlara neden olmaktadır.Bu psikanalitik yaklaşıma göre annenin ya da bakım veren kişinin,çocuğun o dönemde ihtiyaçlarını karşılayamaması, yanlış davranışlar çocuğun duygusal olarak doyumunu engellediği için ileri yaşlarda elde edemediği duygusal boşluğu doldurmak için çeşitli yollara başvuracaktır.Doğal olarak aşırı yemek yemekte oral dönemde yaşanan sıkıntıların bir getirisi olarak düşünülebilir.
Tüm bunların yanı sıra kişinin beden algısı, benlik saygısı ve değişime açıklığı süreci etkilemektedir.Kişinin beden algısı görünenden farklı olabilir yani kendisine baktığında başkalarının gördüğünden daha farklı görüyor olabilir,kendisini değersiz hissedebilir değer kazanma yolunun kilo vermekten geçtiğini düşünüyor olabilir, topluma kendisini kabul ettirmek gibi bir çaba dahilinde kilo vermek için diyetisyene başvurmuş olabilir.Yani bireyin ne için kilo vermek istediği diyetisyene neden başvurduğu kilit noktadır.Problemin ruhsal ve bedenen sağlıklı bir şekilde ortadan kalkması için bu sorulara cevap bulmak ve kişiyi bununla yüzleştirmek en önemli süreçtir.Bu yüzleştirmeyi geçerek direk diyetisyene başvuranlar elbette ki çözüm sağlıyor.Ancak daha halledemediği bir çok sorun var iken bireyin kilo vermesi ya geçici bir süreç oluyor ya da ruhsal bir bunalım içinde kendini buluyor.Psikolojik nedenleri ortadan kaldırmadan fizyolojik görünüme kavuşmak tam bir çözüm değil geçiştirici bir çözümdür.Yani bireyin kilo problemiyle tekrar karşılaşması pek mümkündür.Önemli olan diyetisyenle beraber verilen kilonun korunması ve ruhsal çöküntüye sebep olmadan bu değişimi sürdürebilmektir.
Herkese bedensel ve ruhsal sağlığın zinde olduğu günler dilerim….

Uzm.Psk.Gülşah PINAROĞLU

Write a Comment

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir